|

|
|
Sizden Gelenler
|
|
|
|
|
|
|
Murat Yeşildere
|
Egon Zehnder International
|
|
|
|
|
|
Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir? sorusunun birinci kısmı ile ne kadar az ilgilensem
de, profesyonel hizmet sektöründe faaliyet gösteren birisi olarak, “müşteri kaybetme”
kısmının inceliklerini öğrenme kısmı ile o kadar fazla ilgilendim kitabınızda. Kitabınızı
birkaç ay önce satın alarak, ilk firsatta okunacak yayınlar arasına koymuştum. Geçtiğimiz
günlerde de biraz rötarla da olsa, birkac gün içinde okudum. Yaşanmış anektodlar,
acımasız öz eleştirilerden yola çıkarak altını çizdiğiniz saptamaları da son derece
öğretici ve faydalı buldum. Özellikle "ebru tanımı" kitabın en etkileyici bölümlerinden
birisiydi. Ancak bence en önemli saptama, projelerimizde çok sık karşılaştığımız
raydan çıkma refleksinin de temelinde yattığını düşündüğüm “kibir” ile ilgili şu
cümlelerinizdi: ” Kibir, hiçbir zaman özgüven ile karıştırılmamalıdır. Özgüven halk
dilindeki deyişle”hormonlu” bir hal alıp karşısındakini tedirgin etmedikçe ilişki
yönetimini zedeleyen bir duygu değildir.” Bu arada, size başka katıldığım bir nokta
da, hizmet sağlayıcı olarak ” vazgeçmek özgürlüktür” ve bunu yapamazsanız, her müşterinizi
“aynı” görmeye başlarsınız cümleniz. Aklınıza sağlık. Çabanız ve üretkenliğiniz
için tebrikler, selamlar, sevgiler. Bu arada Allah oğlunuzu analı babalı büyütsün.
Nice sağlıklı yaşlar dilerim.
|
|
|
Merhaba, bu mail size ulaşacak mı, okuyabilecek misiniz? emin değilim. Buna pek
de takılmıyorum. Çünkü uzun süredir bu maili atmak istiyordum ve şimdi içim rahat
olacak. Konya Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Bölümü'nden mezun oldum. Şu anda yine aynı üniversitede Reklamcılık alanında Tezli
Yüksek Lisans yapıyorum. Ödevlerimden biri sizin "Eş ve Müşteri Nasıl Kaydebilir?"
kitabınızın özetini çıkarmaktı. Kıbrıs'ta yaşıyorum. Burada kitabınızı bulmakta
zorlandım çünkü doğru düzgün kitapçı yok maalesef. Uzun aramalar sonucunda kitabınızı
buldum. Daha elimi rafa uzatır uzatmaz etkilendim. Kitabı elime aldım ve hevesle
incelemeye başladım. Kapak tasarımı, sayfa kalitesi derken, sayfaları çevirirken
ne kadar titiz davrandığımı fark ettim. Kitabı çok büyük bir keyifle okudum.
Normalde bu tarz kitaplar hep öğüt doludur ve sıkıcı gelir biz öğrencilere. Hele
de ders için verilmişse, okuyacağı varsa da okumak istemez insan. Ama kendinizi
eleştirip, yaşadıklarınızı en eğlenceli şekilde bize yansıtırken, bir olay esnasında
neleri yapmamız gerektiğini öyle iyi anlatmışsınız ki ilerde ben de böyle biri olabilir
miyim demekten alıkoyamadım kendimi. Siz kendinizi övmektense hatalarınızın size
öğrettiklerini ve "bunu yaparsanız böyle olur, şunu yaparsanız bu olur"
şeklinde tamamen yaşanmış, hayatın içinden birebir olayları anlatmışsınız bize.
Ben bu kitabı okurken gerçekten çok eğlendim ve verdiğiniz örnek kişiler ve olaylarda
"demek ki olaylar bu şekilde gelişiyor oralarda" dedim. Hiç bir şey ders
kitaplarında anlatıldığı gibi teorik değil bence. Bunu yaşamak, o hayatın içine
girmek, insanlarla ilişkileri yaşayarak öğrenmek gerekli bizim için.
Sadece kitabınızdan sonra size bunları söylemek istedim. Dedim ya bu benim içimi
rahatlatmak içindi. Haftaya kitabınızın özetini anlatacağım derste. Umarım her şey
yolunda gider. Yazılarınızın da takipçisiyim. Biz iletişimciler için en doğru yol
göstericilerden birisiniz. Tüm bunlar için teşekkür etmek istiyorum.
Saygılarımla...
|
|
|
|
|
Sıtkı Şeviş
|
Şölen Çikolata A.Ş. İhracat Satış Müdürü
|
|
|
|
|
|
Her insanın hayatında eş, baba, patron rolü sırasında, kaçınılmaz olarak çıraklık,
kalfalık ve ustalık dönemi vardır. Siz; yaşınız, deneyimleriniz ve iş yaşamınızdaki
başarılarınızla, üstatlık dönemini de aşmış, çoğu konuda duayen olmuşsunuz. Son
yıllarda zevkle okuduğum bir başucu kitabınız olan “Algılama Yönetimi” iletişim
konusu ile ilgilenen insanlar için Anayasa kitabıdır. O kitabınızı bir kadayıf tadında
okudum. “Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?“ kitabınızı da bir solukta zevkle okudum
ve bana kadayıf üstü kaymak tadında geldi. İlki için daha önce teşekkür etmiştim,
ikincisi için de ediyor, yeni çıkacak kitabınızı dört gözle bekliyorum. Dostlarımı
ziyarete gittiğim de - beni tanıyan herkes bilir- pasta ya da benzeri bir şey götürmek
yerine kitap götürmeyi yeğlerim. Tabi ki şu sıralar hediye ettiğim kitap belli,
yazmama gerek yok.
Sevgi dolu saygılarımla.
|
|
|
Son kitabınız eşimi ve işimi yeniden kazanmam için güzel ve çarpıcı bir yol gösterdi
bana. Aslında consumer'inizdim, bundan böyle client'inizim.
Saygılarımla
|
|
|
Kitabınızı, Ankara'daki bir eğitimi tamamlayarak İstanbul'a dönüş yolculuğuna çıkmadan
önce, Armada Alışveriş Merkezi'ndeki Remzi Kitabevi'nden aldım. Kasaya doğru giderken
yeni çıkanlar arasında kitabınız bembeyaz bir gelin gibi süzülüyordu. Ona yaklaşmamak,
büyüsündeki şehveti hissetmemek bir kitapsever olarak imkansızdı. Adını okudum.
'Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?' İlk düşündüğüm "eş bir müşteri midir?"
oldu. "Müşteri kaybetmek göze alınabilir mi?" gibi bir çok soru aklımdan
geldi geçti. Ve mutlu son; elimdeki kitap benimdi. Kitabı çoğunlukla işe giderken,
eve dönerken serviste okudum. Tabi bir solukta. İsminden dolayı bazı anlarda yanlış
anlaşılabileceğim hissine kapılmadım değil. Eşimin alınganlık riskini de göze aldım.
25 yıllık evli olmama rağmen... Herkesin hayatında yaşayabileceği talihsiz anlara
da yer vermişsiniz kitapta. Hem düşündüm, hem güldüm. Kızmayın ama bazılarına kahkaha
ile güldüm. Allah da sizi çok güldürsün. Ellerinize sağlık. Çok başarılı bir çalışma
olmuş. Olumsuzluklardan ders alıp tekrar yaşama sarılabilecek nedenleri başarılı
örnekler ile anlatmışsınız. Kitaptaki insanı fiziken tanımıyor olsam da ruhunu çok
yakından tanıyordum sanki. O kadar yakın hissettim ki o nedenle size yazarak sevginin
paylaşıldıkça güzelleştiğini vurgulamak istedim. Bir yazarın alkışları okuyucularının
düşünceleri ve görüşleridir zannımca. Kitapta yeni öğrendiğim şeyler de çok oldu.
"Teflon duruş, ufuk turu, konkur, niş pazar, çıfıt çarşısı" gibi... Dikkatimi
çeken ve bana yararı olacak cümlelerin atını çizdim. Sizin sadece bu kitabınızı
okudum. Sizi bu kitapla tanıdım. Ben sizi çok sevdim. Kitaplarınızın devamını temenni
ediyorum.
Saygı ve sevgilerimle.
|
|
|
Kitabınızı biraz önce bitirdim. Yılların tecrübesiyle, aynaya gözünüzü kaçırmadan
bakabilme mertebesini aşıp, aynanın içinden geçme yolculuğunuzu ne de güzel anlatmışsınız,
anlayabilene. Görüneni gerçek, anlattıklarınızı kolay sananlar üslubunuzun yalınlığına
kapılıp (meselenin özünü, sözün özüne bu denli mesafesiz tutabilme ustalığınıza,
yalın ve esprili anlatım biçiminize kapılıp) elbet çok keyif alacaklar okurken.
Hatayı, kendini ve gerçeği kendi dışında aramaya devam edip, bunu farkedemeyenlerle,
kitabın kendilerine nasıl bir ayna tuttuğu gerçeği ile yüzleşebilenler arasındaki
fark, kaçınılmaz olarak okuyanların yorumlarının “niteliğinde” saklı. Kendimi uygulama
aşamasını elden geçirdiğimde görüyorum ki daha ne çok yol var yürünecek, ne çok
acı var çekilecek, ne çok derinlerde bir ben var bulunacak, ne çok mesafe var kapanacak.
Hakikati bulmaya çalışmak, zihnimizdeki ile dış dünyanın değdiği mutabakat noktalarını
görüp, onlara uygun davranabilmek, ne kadar da zor bir yolculuk. Bu yolun başında
olanların, yaşamı ve kendilerini yakaladığını sanmaları ne büyük bir yanılsama,
sadece orada ‘durduklarını’, yaşamın da kendilerinin de sadece ‘arkasından koştuklarını’
çoğu zaman farketmeden. Onu yönetebilmek ve bir de halkanın dışına çıkıp ön sıradan
kendimize bakabilmeyi becerebilmek ne de meşakatli bir süreç... Kendime “yol haritası”
olması için aklıma, gönlüme kazıdım öğretilerinizi. İyi ki varsınız. Daha yolun
çok başındayken hayattaki en büyük yol göstericim siz olduğunuz için ne kadar da
şanslıyım. Sizden öğrendiklerimin ne kadar kıymetli olduğunu hayat ilerledikçe,
zaman geçtikçe çok daha iyi anlıyorum. Sizi çok seviyorum ve her zamanki gibi şükranlarımı
sunuyorum.
|
|
|
21 yaşında bir okurunuzum. Yolda giderken N101’i dinliyordum ve ne tesadüf ki siz
konuk olmuşsunuz ve kitabınızın adı aklımda kalmış. Biraz vakit geçtikten sonra
kız arkadaşımla D&R’da dolaşıyorduk. Her zamanki gibi kendisi kitaplara bakarken
ben müzik ve filmlere bakıyordum. Sonra kitabınızı görünce dedim ki “ben alayım
da bakarsın okurum”. Kitabı aldım, bir iki gün de arabanın bagajında gezdi ve arabada
beklediğim bir sırada aldım elime girizgahı okudum. Tekrar bir iki gün gezdi arabada.
Derken babam fark etti ve eve çıkardı. Tabii ben girizgahta sıkıldım ya hemen amma
sıkıcı kitapmış diye çamur atıyorum. Kız arkadaşımın kitabı okumak için istemesiyle
mi ilahi bir güç ile mi bilemiyorum birden dur dedim ilk bölüme giriş yapayım. Derken
kitap sardı ve 50 sayfa okudum. Ertesi gün bir o kadar daha... Arabada durduğu sürenin
yarısı bile olmadan son 2 soruya gelmiştim ve içten içe kitabın bittiğine üzülmeye
başlamıştım. Kendime inanamıyordum. Keza etrafımdaki arkadaşlar da öyle. Sen kitap
okur muydun? şeklinde yorumlar almaya başladım. Derken kitap bitti ve size içten
bir teşekkür etme ihtiyacı hissettim. İleride çok işime yarayacağına emin olduğum
değerli bilgiler edindim. Özel müşteri ile olmasa da eş ile olan ilişkiler konusunda
her zaman hatırlayacağıma emin olabilirsiniz. Kitaba karşı ilk zamanki davranışlarım
için de pişmanım. Açıkçası okuduğum 2. kitaptı bu. Kitabınız gerçekten sürükleyiciydi.
Özellikle anılarınızdan bahsettiğiniz bölümlerdeki üslubunuzdan çok etkilendim.
Size bu değerli ve güzel armağanı bizlere hediye ettiğiniz için kocaman “teşekkürler”
Ali Bey. Diğer kitabınız olan “Algılama Yönetimi”ni de okuyacağım. Okumayı deneyeceğim
demiyorum okuyacağım… Son olarak yeni bir kitap yayınlayacaksanız haber vermenizi
rica ediyorum. Cem Ceminay’ın programında duymak istemiyorum.
Saygılarımla…
|
|
|
Kitabınızı dört saat içinde, ara vermeden, bir solukta bitirdim. Gerçekten bir başucu
kitabı. Kurgusu mükemmel. Yaratıcı, son derece fonksiyonel ve doğurgan. Mükemmel
olmuş, ruhunuza sağlık. Tanrılar katından yeryüzüne inen bir bilgenin yol hikayelerinden
oluşan bir yolculuğa bizi de şahit ettiğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Daha yaşarken
ve zirvedeyken, herkesin korkuyla harmanlanmış (kaportaya çizik yememek için yarı
tanrısal havalara bürünülen) bir dönemde, insani hallerinizi açıkça dile getirip
ondan öğrenmemizi sağladığınız için ayrıca teşekkür etmek isterim. Bir erkek olarak
cesaretiniz karşısında hayran kaldım. Kitabınız sayesinde, eş ve işin ne kadar önemli,
başıboş bırakılmaması gerektiğini ne güzel öğrettiniz bize. Bir manifesto yazacak
kadar bilgiyi bize cömertçe sundunuz. Kitabın tasarımı çok güzel. Tek sıkıntısı
bence kapağının beyaz olması. Başucu kitabı olacak bir eser için en büyük handikap
bu... Çünkü herkes okumak istiyor, elden ele dolaşıyor. Bu da kirlilik yaratıyor.
Yeni baskılarda buna bir çözüm bulursanız süper olur. Çok sevdim kitabınızı, diğerlerini
de bekleyeceğim En derin sevgi ve saygılarımla...
|
|
|
Son kitabınızı keyifle okuyorum, ellerinize sağlık. Sürekli mesleki gelişim eğitimlerimizin
bir parçası olarak ikinci bir okuma daha yapıp, birçok kişiye de hediye edeceğim.
Sizi tanımış olmak gerçekten benim için bir ayrıcalık ve keyif.
Sevgi ve saygıyla.
|
|
|
|
|
Kadri Mutlu
|
Reklam ve Halkla İlişkiler Grup Müdürü DenizBank
|
|
|
|
|
|
Bir solukta, büyük bir keyifle okudum. Kitabınızın, bizim gibi profesyonellerin
hem iş hem de özel hayatlarındaki ilişkileri yönetmede pek çok ders çıkarabilecekleri
değerli bir başvuru kaynağı olduğunu düşünüyorum. Çok samimi ve yalın bir dille
kaleme alınmış; yukarıdan bakan bir duruşu olmayan, tam aksine “benim hatalarımdan
ders alın” diyecek kadar özeleştiri yapan bu kitabı, tüm meslekdaşlarıma tavsiye
ediyorum. Üçüncü kitabınızı dört gözle bekliyorum.
|
|
|
|
|
Taner Özdeş
|
Satışın 1o Altın Kuralı Yazarı
Eğitmen-Danışman
|
|
|
|
|
|
Kitabınızı büyük bir zevkle okudum. Oldukça bilgilendirici, cesur ve paylaşımcı
olarak kaleme aldığınız bu değerli yapıt sebebiyle sizi kutlamak isterim. Bir kitap
yazarı olarak, tecrübelerinizi paylaşmanızı takdir ile karşılıyorum.
Devam etmeniz dileğiyle. Saygı ve sevgilerimle.
|
|
|
Eş ve Müşteri kitabını biraz önce bitirdim. Okuması çok rahat bir kitap; kendimi
zenginleşmiş hissettim. Elinize sağlık. Anlattığınız öyküleri okurken, olayları
ne kadar berrak ve macera duygusu içinde anlattığınızı fark ettim. Bence, belki
zaten biliyorsunuzdur, macera romanı yazarı olarak çok başarılı olabilirsiniz. Kitapta
en zevk aldığım anlar anlattığınız öyküleri okurken oldu. (Özellikle annenizin tılsım
hikayesi; çok güçlü, çok muhteşem) Kitapta gerçekten kendiniz olarak varsınız; ne
iseniz o şekilde göstermişsiniz. Çok güzel bir hediye verdiniz bu topluma, kendi
adıma bu hediye için teşekkür ediyorum. Zaman geçtikçe bu hediyenin anlamı büyüyecek.
Öyle hissediyorum. Ve çok önemli kavramları ulaşılabilir kıldınız, bunun için de
ayrıca, sağolun. Sitem de kitabı tanıtacağım. Daha başka kitaplar bekliyoruz, diyerek...
|
|
|
|
|
Yasemen Köne
|
Garanti Emeklilik
Genel Müdür Yardımcısı
|
|
|
|
|
|
Bu haftasonu kulaklarınızı çok çınlattık, onu kısaca aktarmak ve teşekkürlerimi
iletmek istedim. Bir kitap yazmanın insanların hayatlarına kimi zaman da çok beklenmedik
bir yerden dokunmak anlamına geldiğini mutlaka biliyorsunuzdur. Bunun en canlı örneğini
size ilk elden ileteyim istedim... İş kitabı yazmayı amaçlamıştınız belki de, ama
bize yaşam koçu oldunuz. Kitabınızı büyük bir keyif ve hızla okudum. (Hatta fazla
sürat felakettir diyerek, bir kez daha okusam çok daha iyi olacak) Bu haftasonu
gittiğim tüm ortamlarda kitaptan bahsettim. Özellikle şunun için: Çok kalabalık
bir arkadaş grubum var; kimi evli, kimi bekar, kimi boşanmış. Yıllardır aynı gruplarda
bir ilişkiyi özel kılanın ve hayatta tutanın ne olduğunu tartışırız dururuz. Sizin
kitabınız yılların tartışmasına son noktayı koydu... Bizim yıllardır etrafında dolanıp,
tam olarak adlandıramadığımız “şeyi” tanımladı... Saygı (bunu adlandırabilmiştik)
ama beğeniden kaynaklanan bir saygı. Ve dolayısıyla “beğeni” imiş işin özü... Bütün
büyük keşifler de olduğu gibi; ne kadar basit, ne kadar sade ama nasıl da insana
“Hah, işte budur!” dedirtiyor. Onlarca örnek bulduk bunun üzerine ve tespitinizin
altına imzamızı attık. Hiç tanımadığınız, şimdiye kadar görmediğiniz onlarca insanın
hayatına bu kelime ile girmiş oldunuz. Ufkumuzu açtınız, eksiğimizi tamamladınız.
Çok teşekkür etmek istedim. Elinize, aklınıza sağlık.
|
|
|
|
|
Murat ŞEKER
|
Bilgisayar Müh. Böl.
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü.
|
|
|
|
|
|
Yazmış olduğunuz kitap, örneklemeleriyle gerçekten insanın bir an önce okuyup bitiresi
gelen, bizim kültürümüze uygun, bizim insanımızın anlayacağı bir dil taşıyor. Teorinin
esasında bu kadar halk diliyle anlatıldığı, son yıllarda okuduğum en harika kitap.
Bir günde okuyup bitirdiğim ender kitaplardan birisi. Ne kadar da iletişimi ve yönetimini
esasında bilmiyormuşuz. Canı yürekten tebrik ederim.
|
|
|
|
|
Reyhan Saygın
|
Gama Holding
Kurumsal İletişim Direktörü
|
|
|
|
|
|
Cumartesi başlayıp, Pazar akşamı bitirdim kitabınızı. 3 eş (1 evlilik, 2 nişanlılık)
ve yeterince müşteri kaybetmiş, kariyer hayatının ortasında da tamamen farklı bir
iş yapmaya soyunan biri olarak, bu kitabın benim için yazıldığını düşündüm. 11 yıllık
borsacılık hayatım ve 8 yıllık GAMA tecrübem gözümün önünde canlandı. Doğru bildiklerim,
bilmeden doğru yaptıklarım, hala yanlış yapmakta olduklarım teker teker karşıma
çıktı. Size gönülden teşekkür ederim. Bu kitaptan maksimum faydayı sağlayacağıma
emin olabilirsiniz. Artık bu derslerin önemini biliyorum, post it’leri de yapıştırdım
kafama. Uygulama için de söz verdim kendime. Aklınıza, elinize, emeğinize sağlık.
|
|
|
|
|
Fügen Toksü
|
Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye Halkla İlişkiler Derneği
|
|
|
|
|
|
İş dünyasındaki engin tecrübenizi, son derece güzel bir Türkçe ile akıcı bir üslup
ve iletişimci gözüyle zenginleştirerek değerli bir eser yaratmışsınız. Bu çalışmayı
iletişim sektörüne, iş dünyasına ve genç meslektaşlarımıza kazandırdığınız için
sizi candan kutluyorum. Okuyan ve dinleyen herkes önemli bir vizyona sahip olacaktır.
Sektörümüze katkılarınız biz onurlandırıyor, sağlıklı günlerinizin ve başarılarınızın
sürekliliği dileğiyle...
|
|
|
Kitap; bu defa olmuş ama bu kadar çabuk geçiştiremeyiz eleştiriyi...
1. Öncelikle adına takıldıım. Personane non absurdum (olmayana ergi) yöntemiyle
anlatımın, “kayıp” üzerinden verilmesine takıldım. Bad’el harab’el basra misali,
eş ve müşteri gittikten sonra “uyanış” gibi geldi bana. Seren Serengil’in “ben adamı
ayrılırken tanırım” hesabı, “nasıl elde tutarım?” yerine “nasıl kaybedilir?” sorgusu,
kitaba dair ilk algımı oluşturdu. Gerçi önce ateş edip sonra nişan alan “düşünce
tutumuyla” bizim insanımıza yakın bir mantık olduğu da aşikâr.
2. Kitabın fiziksel tasarımı mükemmele yakın. Kağıt, renk, font, ebad, ağırlık,
fiyat, yayınevi... her şey tam olmuş.
3. “Tatmin = Algılama – Beklenti” denkleminin geçtiği bahis; müşteri veya eşi elde
tutmak veya kaybetmek (ya da göndermek) logic’ini anlatan en şık “ilişki algoritması”
niteliğinde... Bu bahis, kitap boyu anlatımla zaten yinelense de beklenti / tatmin
evreni, Ali Saydam'ın gözleminden daha da derinleştirilebilirdi.
4. On soru, on emir, yedi ölümcül günah gibi tasnifçi yaklaşımla dağıtık anlatımlar
şahane olmuş. Beynin sol yarıküresinin dinamikleriyle, sol yarının dilinden konuşmak
diyoruz buna. Kalıcı bilgi (ya da hasar) konusunda inanılmaz iyi bir yöntemdir.
5. Yalnızca “içindekiler”e bakınca dahi, kitabın ana fikrini cash out etmede düşünsel
bir disiplin vaadi alıyorsunuz. Fakat kitabın içindeki adresine ulaşınca, Ali Saydam’ın
kendine has “anlatıcı” uslubundan kaçamıyorsunuz. Kaçamıyorsunuz derken, bazen çok
kritik bir kavramı verirken hızla söylenip geçilen, bazen de ana fikre hizmeti ihmal
edilebilir detayı dinlemek zorunda kalmayı kastediyorum. Okurla yapılmış bir anlaşma
gibi.. "Ey okur eğer benden bu kavramı istiyorsan, senden talep ettiğim dikkat
ve rikkati son satırına kadar ödemek zorundasın.." dercesine...
6. Bölüm başlarındaki satranç tahtası, kitapla birlikte nordrop açılımıyla gidedursun,
“çıkış yolu var mı?” bölümünden sonra, içinden çıkılmaz ve oyun ortasına çakılmış
kalan tahtalar sunuyor bize. Şükür ki kitap satranç dışında kaotik açılımlar sunuyor
da determinizimin girdabında boğulmuyoruz. Ali Saydam’ın yaşam çevresinden derlediği
“seçilmiş örnekler” sayesinde elimize tutuşturduğumuz zar ile satrançtan tavlaya
geçiş mümkün oluyor. Netice; işe yarıyorsa, sorgulama...
7. Yenile yenile yenmesini öğrenen “Batılı” bakış açısına uygun olsa da “yenile
yenile yenilmekte ihtisaslaşan” Doğulu kültüre satılacağı düşünülürse, benim kafama
takılan soru şudur: Eşi ve müşteriyi bu “manual” sayesinde “kesin” kaybedeceğim.
Fakat “çok verdiler, tutamadım öğüdü” diyen Anadolu deyişinde olduğu gibi, müşteriyi
nasıl elimde tutacağımı bir türlü kafamda netleştiremedim.
8. Bu kitaba para öder miyim? Evet. Saklar mıyım? Evet... Tavsiye eder miyim? Herkese
olmamakla birlikte, evet... Hakkında yazar mıyım? Yığınca güzel detay var ve evet.
9. Bu kitabın kurgusunda eş ile müşteriyi aynı dinamik ekseninden değerlendirme
inovasyonu ile bence en derin takdiri hakediyorsunuz.
10. Gitmesi gereken müşteriler.. gitmesi gereken eşler... hayatın gerçeği.. ve giden
bir kadından daha güzel ne olabilir? Bazen...
|
|
|
|
|
Saniye Yeşilbaş
|
Central Car Rental
Satış ve Pazarlama Direktörü
|
|
|
|
|
|
Her bölümü, geri dönerek, bir kez daha okuyarak ve bazı yerlerin – hiç adetim olmadığı
halde - altını çizerek okudum. Devirdiğim ve hala devirmekte olduğum çamları bir
kez daha hatırladım. Bugün gülümsediğim o hatalara nasıl bedeller ödediğimi anımsadım.
Uyguladığım doğrular nedeniyle gururlandım. Deneyiminizi paylaştığınız ve bizlere
öğrenme fırsatı yarattığınız için teşekkür ediyorum. Sizi “beğeniyor” olmasaydım
da kitabı alırdım. Cilt, tasarım ve kalite olarak “beni al” diyordu. Kitaplarda
iplik dikiş görmeyeli uzun zaman olmuş. Çok selamlar, saygılar.
|
|
|
|
|
Aziz Sıtkı Ekinci
|
İcra Kurulu Başkanı
Köprü Yönetim Danışmanlığı A.Ş.
|
|
|
|
|
|
Kitaplarınızı zevkle okuyan birisiyim. “Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?" kitabınızda
çok keyifli ve faydalı bir çalışma olmuş, kaleminize sağlık.Herkes için ama özellikle
benim gibi Danışmanlık sektöründe faaliyet gösteren ve özel müşteriler ile çalışan
kişiler için son derece yol gösterici ve öğretici bir kaynak olmuş. Toplumun bilinçlenmesine
katkı sağlayan bu tür eserler hazırladığınız için teşekkür eder, başarılı çalışmalarınızın
devamını dilerim. Saygı ve Selamlarımla,
|
|
|
Kaybetmek deyince, Ali Saydam'ın, bir iletişim bilgesinin yeni çıkan kitabını hatırlamamak
olur mu? "Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?" (Remzi Kitabevi). Yaratılış
sancılarının tanığıyım. Tipik sehl-i mümtenî türünde bir metin. Yani tamıtamına
yinelenmesi imkânsız sadelik! Yorulmadan okunabilir ama yorulmadan anlaşılamaz.
Bir örnek mi istiyorsunuz, buyurun: - "Ebru demek, insanın kendi dünya görüşünü
karşısındakine dikte etmemesi demektir. Çoksesliliği, çok renkliliği içine sindirebilmek
demektir. Ve en önemlisi ebru demek, dünya görüşü nedeniyle 'müşteri ayrımı' yapmamak
demektir." Ne kadar sade değil mi? Bu kadarını ben de söylerim dedirtecek kadar
sade. . . Yinelenmesi imkânsız sadelik bu işte. Gözü satıraralarına dikmeli bu yüzden,
sonra alışveriş dünyasında, değiş-tokuş âleminde bakıp aramalı "reddin reddi"ni,
"terkin terki"ni, kısaca "kendini inkâr"ın saklı hikmetini...
Kısacası ey talib, kendini kaybeden kaybeder!
|
|
|
Dün kitabınıza başladım. Bir çırpıda toplam 4 saat içersinde okuyup bitirdim. Televizyonu
açtığımda karşımda sizi buldum. Dayanamayıp mail de attım.
Yazdığınız gibi, dönüp dolaşıp tekrar bakılabilecek bir kitap. Aslında bir hayat
dersi kitabı. Tecrübelerin samimiyetle dile getirildiği eğlenceli bir kitap. Kah
güldüm, kah düşündüm. İnsan perhizi sözlerinize takıldım, kendi yaşantımda yapmaya
çalıştığım şeyin adının tam olarak bu olduğunu farkettim. Kitaplarda sevdiğim, ilgimi
çeken yerlerin altlarını çizerim. Uzgünüm ama sizin de kitabınızın pek çok yeri
çizildi.
Elinize sağlık! Daha önemlisi hayatı yaşarken yaptığınız gözlemlerinize sağlık.
Herkes göremiyor. Herkes yazıyor, herkes yaşıyor ama "okuyamayabiliyor".
Başarılarınızın devamını dilemeye gerek duymuyorum, zaten devamının geleceği aşikar.
Içten sevgi ve saygılarımla,
|
|
|
|
|
Tuncer Köklü
|
Ata Holding
Koordinatör
|
|
|
|
|
|
Ali Bey’in iki kitabını arka arkaya okuma fırsatı yakalamış biri olarak diyebilirim
ki; kendisiyle her biraraya gelişimizde iletişimle ilgili sorduğumuz sorular ve
yine kendi sorularımıza kendi aklımızca verdiğimiz yanıtlara rağmen, bize sabırla
doğru cevabı göstermeye çalışırken, diğer taraftan aslında kitaplarına çok küçük
bir bölümünü yansıttığını düşündüğüm bu büyük birikimiyle gerçekte bizlere “tahammül
ettiğini” anlıyorum. Kendisine, nezaketi, tahammüllü ve bizlerle paylaştığı birikimi
nedeniyle ayrıca çok teşekkürler.
|
|
|
|
|
Erol Üçer
|
Gama Holding
Onursal Başkanı
|
|
|
|
|
|
Tüm ilişkilerin en önemli ayağı olan iletişim konusundaki tecrübeleriniz ve yararlı
bilgileriniz okuyuculara önemli ipuçları veriyor. Kitabınızın sektör için önemli
bir kaynak olacağı muhakkak. Böyle bir eseri hayata geçirdiğiniz için sizi kutluyorum.
|
|
|
|
|
Servet Topaloğlu
|
Doğan Gazetecilik A.Ş.
İcra Kurulu Başkanı
|
|
|
|
|
|
“Beğendiğim bir söz vardır: “Eğer gideceğiniz yere karar veremediyseniz, bilet alamazsınız.
Amacınız belli ise, görevliye bilet almadan önce nereye gideceğinizi söylemeniz
kafidir.” Teşbihte hata olmaz derler. Ali Saydam gişedeki görevlinin girişimci,
organizatör ve pro-aktif versiyonudur; nereye gitmek istediğinizi size sorar. Eğer
gideceğiniz yeri söylerseniz ve onu dinlerseniz, sizin en uygun koşullarda amacınıza
ulaşmanıza çok ciddi katkılar sağlar. Dolayısıyla liderlerin “kalabalıktan arındırılmış”
özel alanlarında Ali Saydam gibi büyük ustaların bulunması büyük kazanımdır. En
son yazdığı “Eş ve Müşteri nasıl kaybedilir” eserinde Ali Saydam, kendi tabiri olan
“iddiasızlığın iddialılığını” kitaplaştırıyor ve kulvarındaki pek çok kişiden farklı
olarak edebi metinlerle süslenmiş bilinen ve genel veriler değil, “enformasyon”
sunuyor. Diğer deyişle “teoriyle deneyimlerin mükemmel biçimde harmanlandığı, pratikte
hemen kullanılabilir bilgi” aktarımında bulunuyor. Kitap, pek çok iş sahibinin ve
yöneticinin iş ve özel yaşamını derinden etkileyebilecek ve iş yapış tarzlarını
değiştirebilecek somut örneklerle dolu.”
|
|
|
|
|
Temel Atay
|
Koç Holding A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkan Vekili
|
|
|
|
|
|
“Kitabınızın başlığı ilgi çekici olduğu gibi içeriğini de hem öğretici hem eğlendirici
buldum. Bu tür kitaplarda genellikle yer alan teorik anlatımlar yerine somut olaylara
ve örneklere bağlantı yapılması, mizahi bir üslup kullanılması okunmasını çabuklaştırdığı
gibi üretilen fikirlerin algılanmasını kolaylaştırıyor. Sizi her gördüğümde veya
duyduğumda hep hatırladığım bizim 2000’lerdeki meşhur iletişim projemizle ilgili
bölümü okuduğumda, o günlerde beraberce ne mücadeleler verdiğimizi hatırladım. Eserinizi
kutluyor, yeni yıl için size ve eşinize en iyi dileklerimi iletiyorum.”
|
|
|
|
|
Murat Ermert
|
Yapı Kredi
Kurumsal İletişim Yönetimi Genel Müdür
|
|
|
|
|
|
“Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?” hakkındaki samimi düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
1. Öncelikle çok iyi bir başlık seçmişsin; buna ilgisiz kalmak mümkün değil!
Ya birinden ya diğerinden yakalanırsınJ
2. Kitaptaki bölümlerin yapılandırılması çok başarılı; çok rahat okunur kılmış kitabı...
3. Hem profesyonellere hem öğrencilere dönük ipuçlarıyla dolu bir kitap olmuş “Eş
ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?”. Bu özelliğiyle de takdire şayan!
4. Kendi özelinden verdiğin örnekler, bence, kitabı daha samimi ve inandırıcı yapıyor.
Ben bu tür kitaplarda çok sayıda öznel / kendi topraklarımızdan örneklerin daha
etkileyici olduğunu düşünüyorum.
5. Öznel örnekler demişken, güncel yazılardan biraz zaman çalıp, kitap sayısını
artırmanı bekliyorum, çünkü Türk iş kitaplığının kıraç ortamında buna ihtiyaç var
diye düşünüyorum.
İyi ki varsın…
|
|
|
|
|
Tanyer Sönmezer
|
Management Center
Türkiye Genel Müdürü
|
|
|
|
|
|
“Ülkemizde herkes başardıklarını iyi yaptıklarını anlatır durur. Ancak insan başarılarından
değil hatalarından öğrenir. Sevgili Ali Saydam ağabeyim de az bulunan bir eser yaratmış.
Bolca hatalarına yer vermiş. Kendisini bilge yapan deneyimlerini o kadar güzel paylaşmış
ki. Bu güzel anlatımı herkesin okuyup deneyimlemesini dilerim. Bunu neden mi soyluyorum?
O hatalardan birisinde onunla beraberdik de ondan:) sayfa 175,176”
|
|
|
|
|
Zeynep Torun
|
Torunlar GYO
İcra Kurulu Üyesi
|
|
|
|
|
|
“Kitabı okuduğum gece saatlerinde neden sabahı beklemeyip şimdi yazdığımı sorarsanız,
açıkçası cevabını ben de bilmiyorum. İlk aşkınızı anlattığınız naif hikayeyi -paparazzi
ruhundan olsa gerek- büyük bir merakla okuduğumu, "göz”le ilgili aninizi okurken
kahkahalarla güldüğümü, deneyimin kitaplardan değil de düşe kalka kazanılan bir
şey olduğunu anladığımı bir an evvel paylaşmak istemişimdir...Herhalde ondan.
Samimiyetime inanın, hem keyif aldım hem de kendimce notlar aldım. Basta siz olmak
üzere kitaba emek veren herkesi kutluyorum.”
|
|
|
|
|
Şule Yücebıyık
|
Borusan Holding
Kurumsal İletişim Müdürü
|
|
|
|
|
|
“Yeni yılın ilk bombası sizden geldi.
İnanır mısınız ecnebi iletişim kitaplarından bıkkınlık gelmişti J ve uzun
zamandır içten içe ‘bizim duayenler artık kitap yazmıyor’ diye söyleniyordum.
Kadınlar ve Müşteri Yönetimi…
Elinize kimselerin su dökemeyeceği iki konuda, yazdıklarınızı bir nefeste okuyacağım.
Kapak tasarımı bile heyecan veriyor…
Elinize sağlık…”
|
|
|
|
|
Tolga Yücel
|
Mentor
Yücel İletişim Grubu
|
|
|
|
|
|
“Kitap gerçekten çok akıcı olmuş. 8 saatlik bir mesai kitabın tamamlanması
için yetti. Bu çok zor, aynı zamanda da maharet isteyen bir iş, bunu herkes başaramıyor.
Bir lezzet var, bir tat bırakıyor, çok muhteşem ve o an gülüyorsun, çıktığında bir
tortu olarak içinde taşıyorsun, o olayla karşılaşınca aklına geliyor. Örnekler çok
çarpıcı. Çok içten ve bir muhasebeyi de hissediyor insan. Kitabı okurken, ofistekilere
“Ali Saydam şöyle bir anı yaşamış, Ali Saydam şöyle bir durumda kalmış” diye anlatılabilecek
kadar yaşayan anılar… Özellikle sektördekiler için bu tecrübenin özgüvenle aktarılması
çarpıcı bir hediye gibi çıkıyor insanın karşısına.
İnsanların alçakgönüllü olması, erdem sahibi olması, kibirli olmaması, her fikir
ve düşünceye saygılı olması gibi bence çok hayati kavramların geçişinde hiçbir problem
yok. Çeşitli felsefe ve inanışların bakış açılarının nasıl harmanlandığını, sonunda
özün bu olduğu konusundaki tez okuyucuya geçiyor. Her şeyi boş ver, kitabın bu yönü
bile çok kıymetli. Kitabın basitliğinin çarpıcı olması da bu entelektüel derinlik
sanıyorum.
Eline, koluna, yüreğine ve aklına sağlık… “
|
|
|
“Müşteriyi emekliliğe, eşi ölüme dek kaybetmemeli. Bu kitap, bu konuda yolumu aydınlatan
bildiğim tek kaynak. İş ve eş sahipleri sana müteşekkir Ali Ağabey.”
|
|
|
|
|
İpek Üstündağ
|
Genel Müdür
|
|
|
|
|
|
“Her ne kadar kitabınız Suadiye Remzi' ye geç ulaşsa da birkaç dostuma yılbaşı
için hediye edebildim. Kendim de bir solukta okudum.Eseriniz cesurca yazılmış ,
özgüveniniz ve hınzır zekanız harika. Akşam’ı da yalnızca sizi okumak için alıyorum.
İyi ki varsınız teşekkürler.”
|
|
|
“İyi ki eşi de müşteriyi de kaybetmişiz diyorum, zira
kitabı anlamak kolay oldu. Özellikle anılar kısmında kahkaha atarken yakaladım kendimi
birkaç kez.
Dilinizdeki samimiyet ve yalınlık hemen kavrıyor. Bir yandan oldukça maço bir dil
olduğunu da eklemek isterim.
Her bölüme anı ile başlamak; baştaki soruyu, bölüm sonunda kısaca ve net cevaplamak...
Kurguya ve sistematik anlatıma, EŞ ve MÜŞTERİ ilişkilerindeki metaforlara şapka!
Deneyim ve bilginize saygım zaten büyük beni asıl şaşırtan altını çok da çizmediğiniz
manevi derinlik...
Kendim için hızla aldığım notlara gelince:
- Aşk da nefret de tehlikeli olabilir dikkat et!
- Hızıra çok güvenme Hazır olmaya bak
- Hedefin tatmini arttırmak.(Bugüne kadar insanları şaşırttın çünkü
beklenti düşüktü Şimdi, standart olmadan, algılamayı arttırma zamanı)
- "Şarkıcı" olarak alıcıları her daim yönetensin .
Teşekkür ederim.”
|
|
|
|
|
Metin Celal
|
Parantez Yayınları Yöneticisi &
Özgür Edebiyat Dergisi Yayın Yönetmeni
|
|
|
|
|
|
Hafta sonu bir göz atayım derken bir oturuşta hızla sonuna kadar okudum. Kitabınız
sayesinde eş ve iş kaybetmenin ne kadar kolay olduğunu, küçücük bir olayla bile
kocaman bir çam devrileceğini öğrendim. Üstelik son derece akıcı bir anlatımla,
anılarla süsleyerek bir bilimsel eserin de okunaklı kılınabileceğini de göstermişsiniz.
Alışılmışın aksine, başkalarında suç, kusur aramadan kendinizden yola çıkarak anlatmanız
daha da güzelleştirmiş, keyifli kılmış eseri. Yeni eserlerinizi ve tabii yazarsanız
anılarınızı merakla bekliyorum.
Muhabbetle, saygılar, sevgilerle...
|
|
|
Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden yeni mezun oldum ve iş hayatına başladım.
Pazar günü kitapevinde gezinirken kitabınıza rastladım. Gördüğüm gibi hemen aldım.
Dün akşam başladım kitabınıza. Kitabınızla birlikte başladım sizi tanımaya. Birkaç
yazınızı da sitenizden okuma fırsatı buldum. Kitaplarda genellikle akademik bir
anlatımla teorik bilgilere yer verilince malesef içimdeki heyecan kitaptaki heyecandan
fazla gelir, kitabı yarıda bırakırdım. Bununla birlikte Fen Edebiyat Fakültesi mezunu
biri olarak, verilen bilginin bilimsel bir dayanağı olsun en azından şişirme olmadığı
konusunda beni tatmin etsin de isterdim. Sizi bu nedenle sevdim. Anlatımı keyifli
bir yazar ve akademisyen olarak beni heyecanlandıran harekete geçiren tecrübeler
var kitapta.
Teşekkürler
|
|

|
|
|